Güncel siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güncel siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2008 Perşembe

Atmış sekizlilere madalya vermeli(!)


Atmış sekizlilere madalya vermeli herhalde ( ! )
Dün bir tv kanalında 68 liler nostalji yaptılar. Her biri bir kahraman her biri bir şövalye havasında. İdam edilen birkaç gencin gölgesin de kendilerine de pay arayan zavallıları görünce ister istemez güldüm. Gölgesibe sığındıkalrı gençleri övdüler önce. Banka soyan, asker kurşunlayan, polis kırşunlayan kuyumcu soyan bu eylemciler bu gün halk kahramanı oldu. hangi halkın kahramanı ise. Bir tek eksik olan madalyaları adamların. Nedense Amerika karşıtı oldukları kadar Sovyet karşıcıda olsalardı ya. Aslında bu gün çoğu Amerikancı emperyalist olan bu zavallı davanın adamları arkalarına birkaç genç oturtmuşlar kahramanlık masalları anlatıyorlar. Sovyetlerin bir gecede Afganistan’ı kana bulamasından rahatsız olmayanlar aslında ırak konusunda hassasiyetleri Baas partisine olan sempatilerinden kaynaklandığını da unutmamak gerek.
Ama esas hassas nokta Müslüman Türk milletimi dini değerlerini ve bu değerlere olan hassasiyetini ayakları altına aldıklarını da unutmuş görünüyorlar. Öğrenci ve işçi yürüyüşlerinde Stalin in Marksın ve Mao nun resimlerini ve enternasyonal okuyarak geçen bu kahramanlar! Ülkeyi Amerika dan kurtarmaya çalışıyorlardı
Allah saklasın!
Acaba diyorum bu zavallı kahramanlar kendilerini anlatamadılar veya bu millet kendilerini mi anlamadı.
Veya daha doğru soru herhalde şu olmalı;
Aslında anlatacak bir şeyleri yok muydu?
Sosyalist zihniyet bu ideolojiyi transfer ederken tıpkı laikler gibi en önemli meseleyi unuttular
Bu milleti doğru okuyamadılar. İflas etmelerinin sebebi bu

12 Şubat 2008 Salı

Bana aptal diyen şerefsizdir şahsiyetsizdir kimliksizdir kişiliksizdir


Kahramanmaraş lıyım. Türkoğlu Türk üm. Birilerinin hoşuna gitmese de Müslüman Türk üm. Dinimi ırkımdan ayrı düşünmedim, düşünmem. Ama hangisi önce derseniz dinim öncedir derim ..

Bu ölçülerle hayata bakar hadiseleri yorumlarım. Eşyaya mekana bu anlayışla kıymet veririm. Ve yine aynı ölçülerle tepki koyarım.
Bu sebeple bana " aptal Türk" diyen şerefsizdir.
Şahsiyetsizdir, cibiliyetsizdir.
Haysiyetsiz dir.
En önemlisi de insanlıktan nasipsizdir.
Ama "Aptal!" değildir.

laiklere


Bir An’lık visaldir tattığın lezzet

Sonrası hasretlik, ve hudutsuz hüzün

Çok değil, sadece bir kere sabret

Ve bir kere secdeye eğilsin yüzün.

Yüz karası bir dönemim yüz karası aydıncıkları(!)
“ .

9 Şubat 2008 Cumartesi

İMAN OLMAYINCA DİN KORKUSU BÖYLE OLUR


İMAN OLMAYINCA DİN KORKUSU BÖYLE OLUR

Ellerinde, bin kusur seneden beri İslam dinine hizmet etmiş Olan Türk Milletinin bayrağı var. Bu bayrak başta İslam dini olmak üzere vatanı ve Milli bütünlüğümüz koruma uğruna kan döken ceddimizin bize bıraktığı bir emanettir. Onlar şehit oldular bu uğurda. Ve bize tüm kutsi değerlerimizi rahatlıkla koruyacak ve yaşayacağımız hür bir vatan bıraktılar. O kan renginin içinde İslam dini referanstır. Çünkü” Şehit” olmak İslam dinin literatüründe vardır. Müslüman olmayan şehit olamaz.
Halen daha Anadolu çocuğu bu kışta kıyamette devleti ve vatanın birliği için “ Allah Allah “ diyerek Ermeni ve Yahudi taşeronu PKK ile mücadele ediyor.
“ Allah Allah “ diyorlar.
----
Ama Kızılay meydanında Allahın emri protesto ediliyor. Kızılay’da yürüyüş yapanların ve özellikle Muhabirin sorularını cevaplandıran kadınların hallerini görünce acıdım doğrusu. Zavallılar iman olmayınca dinden nasılda korkuyorlar. Neden korkuyorlar anlamış değilim. Sadece onlar mı? O kalabalığın çoğu belki de ne dini ne de Laikliğin ne olduğunu bilmiyorlardır. O başı çeken dernekler ve bu dermeklerin kuruluş amaçları ile yaptıkları eylemler düşündürdü beni. Acaba örtüşüyormu. Mesele Barolar birliği! Hukuk taraf olurmu?
Haberleri birlikte izlediğimiz bir arkadaş yürüyüş yapanlara bakarak dedi ki;
“ Peki bir de baş örtüsü isteyenler ülke genelinde ayaklanırsa ne olacak “ diye sordu.
“ Allah göstermesin” dedim. “ İşte istenen ve beklenen bu. Din karşıtı bu saldırıların esas amacı Mütedeyyin kesimin sabrını taşırmak. Halkı ayaklandırmak. Dikkat ediyor musunuz son zamanlarda Alevileri gündeme getiriyorlar. Hem de gayri, Müslim bir azınlık olarak gündemde tutuluyor. Israrla Müslüman olmadıklarını vurguluyorlar. Israrla nüfuslarının an beş yirmi milyon olduğunu iddia ediyorlar.
Bir taraftan da hükümeti suçluyorlar. Baş örtüsünü gündeme getirdiği için Tayyib Erdoğan’ı suçluyorlar. Oy için yaptığını iddia ediyorlar Laiklik tehlikede diyerek din düşmanlığı yapıyor ve mütedeyyin kesimin sabrını zorluyorlar. Üniversitede kapanmak isteyen kızlarımızın başını açmaya zorlayanlar sanki kendileri değilmiş, onların haklarını ihlal edenler kendileri değilmiş gibi. Şimdi onların hakları anayasa güvencesine alınmasından rahatsızlık duyuyorlar.
Bu günlerde “ kuramda örtünme emri” yok diyerek nasılda yalan söylüyorlar. Apaçık ifade var kuranda buna rağmen yalan söylüyorlar. Diyanetin net olarak açıklık getirmesine rağmen.
Bundan ne anlamalıyız. Bundan anlaşılacak şudur. Türk Milleti inine sahip çıkacaktır. Bizi bin küsur senende beri medeniyetin üst zirvesine çıkaran Allahın dinine olan sadakatimizdir. Orta çağ dedikleri zırvalama Avrupa tarihi için geçerlidir. Bizim tarihimizde orta çağ kavramı yoktur. Eğer Türk milleti dinsizliği tercih edecekse o zaman şehitlikten bahsedemez. Osmanlı tarihine sahip çıkamaz.
Ama bu mümkün değil. Avrupa’nın ve içerdeki azınlıkların Türk Milletine olan düşmanlığı ırkında n dolayı değildir. Parçalanmak istememizin sebebi sadece İslam birliğini engellemek maksadı taşımaktır.Onlar bize Türk olduğumuz için değil Müslüman Türk olduğumuz için düşmanlık yapmaktadırlar.
Bu bir değişimdir. Değişimiz hazmedemeyen statükocular ( bunların içinde gayri Müslimlerde var) Rejim tehlikede devlet tıkılacak gibi safsatalarla dün düşmanlığı yapmaktadırlar.
Aksi halde Müslüman olan imanlı olan bir kişi ortaya çıkıp böyle bağırmaz. Çoğu imanından oluyor. Çünkü Ayeti inkar etmek imansızlıktır. Tatbikatını yapmamak günaha sokar ama ret etmek firavunluk tur ve Allahın emrine rağmen ret ve itaatsizlik dinsizliktir. Meydana inen bir kaç on bin kişi ülkenin gerçeği değildir. Bu ülkenin gerçeği İslam dır ve er geç bu mesele düzelir parlemanto çatısı altında düzelir.

8 Şubat 2008 Cuma

ÖLÇÜLERİN ÖLÇÜSÜ
“Bir kız öğrenciyi, başını örttüğü için tahsil hakkından mahrum etmek İstiklal Savaşı başlarında ve Maraş'ta, düşmanlar tarafından başörtüsü çekilip düşürüldüğü için başlayan milli şahlanışın ruhuna tükürmektir."
Necip Fazıl Kısakürek

5 Şubat 2008 Salı

MHP Kendine yakışanı yaptı



Tebrikler MHP sana yakışanı yaptın
Bu akşam yüreğimi yağlandıran bir haber üzerine uzun zamandan beri kırgın olduğum MHP ye gözlerim dolarak baktım
“ Allahu Ekber , ya Allah Bismillah” nidaları bana seksen öncesi o saf Hareketi hatırlattı.
Bir gurup emekli asker ve eşinin MHP önüne pankart koymak bildiri okuyarak protesto etmek amacı ile geldikleri MHP genel merkezi önünde hak ettikleri karşılığı Hakkı ile buldular.
Tebrikler MHP, sana yakışanı yaptın. Bu duruşunu bozma sakın. Toprağa bıraktığın beş bine yakın” şehit” unvanlı arkadaşlarımızın ruhları şad olsun . Laiklik Atatürkçülük kisvesi altında d,n düşmanlığı yapanlara pirim verme. Bu senin özündür. Kuruluş amacındır. Seni, AKP ye payanda oldu diyerek eleştirenlere de ki;
Biz Ya Allah Bismillah Allahu Ekber diye bu vatanın bölünmez bütünlüğü, vatanı vatan yapan kutsal değerlerin ihyası için, komünistlere karşı cebinizdeki otuz beş kuruş ile yola çıktığınızda, ve hain kurşunlara karşı göğsünü gerdiğinizde, ortada ne AKP vardı ne de MSP (REFAH) vardı..

2 Şubat 2008 Cumartesi

Baş örtüsü tepkileri aslında islam dinine olan kusmuktur


Keşke üniversiteden sizin gibi bilimsel cahiller ellerini çekseler
Evet aslında bu daha doğru olacaktır İyi fikir bu. Beğendim ..
Baş örtüsüne karşı olmak doğrudan İslam dinin karşı olmak demektir.
Bunun başka izahı yok
Anıtkabire yürüyen bilmem kaç bin kişi imiş!.
Bu ülke nüfusu 73 milyon ayağınızı dikkatli atın!
****
İstanbul üniversitesi rektörü başörtülü kızların hak ettiği notu vermeyecekmiş
Sizler gerçekten dönek ve yalancısınız
Eğer dürüstseniz haydi bu suçu işle de ondan sonra görelim bakalım
*****
Bazı öğretim görevlileri baş örtüsü serbest olursa istifa edeceklermiş
Şerefli insanlar sözlerinde dururlar.
Ama unutmayın ki sizlerin yokluğu bir şey kaybettirmez bu ülkeye, çünkü varlığınız bir şey kazandırmadı ki..
*****
DYP genel başkan yardımcısı aksik etek'te askere çağrı yapmış
Asker görevini yapıyor güneydoğudaki yandaşlarına karşı zavallı eksik etek. Siz pkk lı değilmisiniz. Sizden din düşmanı olur . Bu normal. Bir tarafınız Ermeni bir tarafınız Yahudi.

Ama Türk Silahlı kuvvetlerinden din düşmanı olmaz...

1 Şubat 2008 Cuma

Kamil alperen'den başörtüsü değerlendirmesi


“Üniversiteler, inançların değil, bilimsel özgürlüğün yaşanacağı yerler olup, esas ayrımcılık ve etik olmayan davranışın üniversitelerimizde türbanla eğitim başladıktan sonra olacağına kuşku yoktur.”
Pravakatörler sıraya girdiler değil mi? Elbette bulursunuz bir kaç zibidi öğrenci baş örtüsüne karşı kullanacağınız. Bu ülkede bu çok zor değil. Ama şunu unutmayın. Bu açıklamalarınızla bu ülkeyi gerenlerin sizler olduğunu hesabı da sizlerin vereceğini unutmayın. Bu devran böyle gitmez. Eğer "on paralık bilimsel mantığınız "varsa parlemantonun aldığı kararı uygularsınız. Buna mecbur değil mahkumsunuz. Bu ülkede yasama yetkisi sizlerin değil parlemantonundır. Siz bilim adamı iseniz bilimle uğraşın. Laiklik, şeriat veya daha başka ideolojik tartışmalar sizin işiniz değil siyasilern işidir. Siyaset bilimcisi varsa içinizde o da çıksın bilimsel olarak baş örtüsünün zararlarını anlatsın. İdelolojik olarak değil. Bu ülke sizin dayatmalarınızla idare edilmiyor. Edilemezde. Eğer bu milletin hassas damarlarına daha fazla basarsanız faturasını ne sizler ( üç beş azınlık) nede sizin kökü dışardaki ağa babalarınız ödeyemezler.
İyisimi siz, büyük sözü dinleyin ve bu işi parlemantoda bizi temsil etmeleri için gönderdiğimiz siyasilere bırakın vesselam...

Mehmet alperen'den başörtüsü değerlendirmesi


Çağdaşlık, ah ah!Sodom Gomore çağdaşlığı(!!!).
Ad kavmine, Lut kavmine rahmet okutturan, laik çağdaşlık

Salonun halini görünce iğrendim. Laiklik çığırtkanlığı yapan ve isimlerinin önüne unvanlar konarak düştükleri çukurda seviye hastalığına kapılan seviyesizleri görünce kustum..

Necip Fazıl üstad vakti ile demişti;
" Bizde profesör derler kitap yüklü merkebe
Lisan diye hırlayış kültür diye alfabe"

Şu bildiri yumurtlayan toplantıdan bahsediyorum. Her biri bir militan. Arsız edepsiz. Meramlarını bile anlatmaktan aciz. Kurbağa vırraklaması gibi" laiklik de laiklik."Bilimsel hiç bir izah yok. Dinsiz bir mantıkla müslüman ülkede bilimsel mantık hezeyanı yaşıyorlar.
Bunlar zavallı bu sebeple onların derdini ben anlatayım.
Bu baş örütüsü adı altında islam düşmanlığı yapanlar, baş örtü meselesini halletseler;.
Eh! Memleket tam olarak düzlüğe çıkar işte.
Ekonomi düzelir.
Kalkınma eksi birlerden, artı yüzde onlara çıkar.Gelir dağılımı dengelenir.
İlmi makale sayısı artar. Uluslar arası sahalarda söz sahibi olurlar.
Siyaset seviye kazanır.
Medeniyet zirvede terennüm eder.
Devalüasyon inişe geçer.
Bürokrasi ivme kazanır.
Batı selama durur.Amerika orta doğuya işgalden vazgeçer.
Felluce de,Filistin de Katliam durur.
Ölüm alıp satan terör, çiçek pazarlamaya başlar.
Fahişelik ucuzlar, o zaman kimse bu işi yapmaz olur.
Yeter ki, kızlar başlarındaki örtüyü açsınlar.
değilmi yetersiz zavallılar.

Mehmet Alperen den üniversite değerlendirmesi


“ Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom Gomore,patla Bizans ve Roma...” Necip FAzıl


Herhangi bir Üniversite. Zaten Üniversitelerin bir birlerinden farkı yok.Lise derecesinde, dünyanın gelişmesini elli yıl geriden takip eden ve bir tür bilim fukaralarının bilim adına unvan paylaştıkları yer.Bol bol diploma dağıtıp, diploma ile övünen, içi kof sistemin laf cambazları. Hep “ Çağ” dan bahsederler ve arkasına “ Daş “ dizerler. İşte halk ile aralarındaki bu ”daş” duvar. Ya da Üniversiteler bir tür “ Çağ”daş” duvar. Neyse! İşin güzel tarafı bu sistemle kavgalı olanlarda, aynı diploma ve unvan ile övündükleri, aynı sistemin “Daş” ı ve “Harcı” oldukları bir garip yer burası. Ülkenin kaynar kazanı. Çürüğü, sağlamı, yarımı, tümü, iyisi, kötüsü, aptalı, zekisi, dinlisi, dinsizi bir araya getirilip kaynatılan bir kazan. Ve;
Şahsiyet, samimiyet, iffet,ahlak ve insani ne kadar değer varsa tamamının burada öğütülüp, kaynatılıp tek tip adam üretildiği çiftlik. Haydi hep bir ağızdan..
“ Üniversiteliyiz biz!”Ya da “ Çağ” ın “Daş” duvar malzemeleri. Üç yüzlü bu duvarın ! İki yüzünden biri yemek, içmek, diğer yüzü eğlenmek.Üst yüzü ise çoğalmak. Alt yüzü mü? Yani temelini mi sordunuz. İnanın bilmiyorum ama diğer yüzlerini gördükçe temelinin bozuk olduğunu anlamak için Üniversite bitirip “ bilim adamı” olmaya gerek yok. Lise çağındaki kızların, resmi üniformasını mini etek olarak belirleyen bir zihniyetin; Amacını, niyetini, fikrini, zikrini, alt yüzünü, üst yüzünü anlamayacak ne var ?
Kısaca,yemek,içmek,çoğalmak ihtiyacı ile kıvranan ve sistemin kan ihtiyacını karşılayan kalabalık. Üstad,Necip Fazıla sordum. O dedi ki;
“ Aahh Cemiyet, cemiyet, yok edilen ruhu’yla,
Ve Cemiyet cemiyet,yok eden güruhuyla.....”

HUKUKSUZ AHLAK, AHLAKSIZ HUKUK OLMAZ...

Bu gün hayvan haklarının tartışıldığı bu ülkede, bir insanın başını örtme hakkı tartışılıyor ve yasaklanıyorsa, burada , önce edebin, ahlakın ve hukukun tartışılması gerekir. Hürriyetin kadının başını açması ve bunuda laik liğin teminatı olarak gören kısırlaştırılmış beyinlerin bu ülke üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak bulunmaları Türk milleti için büyük bir talihsizliktir. Kuralsız hürriyet olmaz. “ Hiçbir kural bulunmadığını veya bulunması gerekmediğini düşünmek ise,insandan değil de başka bir yaratıktan söz etmek anlamına gelir. Bu kurallatın temeli Ahlaktır. Ahlakı ise İslam dini tarif eder.Müslüman bir toplumun üniversitesinde kızların başının kapanması tartışılıyor ise; Ve kapanmaya karşı olanlar" çatışmadan" bahsediyorlarsa burada ihanet söz konusudur. BU millete ihanet edikmektedir. Bunun ne bilimle izahi vardır ne mantıkla.Bu ancak gayri müslim mantığıdır.

29 Ocak 2008 Salı

Firavun dönemi yaşıyoruz


Başörtüsü ayet hükmüdür. Karşı gelenler firavundur
Aslında defalarca söylendi. Bir ayet hükmüdür. Kuran Müslüman kadının başını örtmesini emretmektedir.
Bunun en önemli ve ilk gerekçesi Müslüman bir kadının gayri Müslümanlar dan ayrılmasıdır.
Fitneyi engellemektir. Fuhşu tahrik etmemsidir.
Daha da önemlisi örtünmek kadının hayasıdır.
Açılmak ise kadının hayasını ayaklar altına alarak onu köle etmektir. Açılmak hürriyettir kapanan kadınlar ortaçağda yaşıyor köle ediliyor” şeklindeki iddialar cehalettir, değilse art niyetlilerin uydurduğu basit kılıflardır
Bu şu demek değildir tabi. Başını açan gayri Müslim’ değildir. Kim kendisini Müslüman olarak tanımlıyorsa bu kişi Müslüman dır. İslamın emirlerine uyup uymamsı kendini bağlar. Bu anlamda bir kimse namazını kılmıyorsa, başını örtmemekle aynı şeydir. Yani günaha girer. Ancak başını örtmek isteyen Dinin bu emrini yerine getirmek isteyen bir kadının başını açması için zorlamak tipik bir firavunluktur. Allahın emrine rağmen buna engel olmak firavunluktur. Dahası dinsizliktir.
CHP nin yaptığı gibi buna “ rejim elden gidiyor laiklik elden gidiyor şeriat gelecek , devlet yıkılacak“ gibi yırtınmalar sadece kendi inancını dayatmak veya İslam dinine olan düşmanlığına masum ve meşru bir kılıf aramaktan başka anlamı yoktur.
CHP lider o kadar yoğurtladı ki baş örtmeyi Vahhabiler in Emeviler in geleneği olarak ifade ediyor. Birisi varsa çevresinde bir aklı naşında kişi Baykalı uyarsa daha iyi olur. Adam şaşkınlıktan geri geri gitmeye başladı.
Gerekçesi ne olursa olsun Kuranın emrine karşı gelen Firavundur.

Bunlar sözde bilim adamları

Sözde bilim adamları.Bu zamana kadar Lise öğretmenliği mesabesinden başka özellikleri görülmeyen ama bilim adamlığı taslayan iki kişi dün haberlere konu oldu.
Kendisi rektörmüş Yani önce bilim adamı. Darbe çığırtkanı dense daha iyi olur. Baş örtüsü serbest olursa çatışma çıkarmış. Kim çatışır sayın bilim adamı(!) Şunu ortaya koy bakalım. Kimin adına konuşuyorsun.? Kİmler çatışır ?
Şengör de Profmuş. Atv de konuşurken midemi bulandırdı. Bilim adamı olarak konuşurken kendi dinsizliğini kustu daha doğrusu. Verdiği örmeklerde çok ilginç. “Batıda üniversiteye Gamalı haçla girebilir misin “diyor. Bu kadar aptalca bir örnek yakışmadı doğrusu. Gamalı haç bir fikrin sembolüdür. Baş örtüsü inanç kaynaklı ve kuranı kerimin emridir. Aslında bunları bol bol ekrana çıkartmak gerek. Ne olduklarını değil hiç bir şey olmadıklarını millet ve daha önemlisi bunların dersine giren öğrenciler daha iyi anlardı. Öğrencini nasıl olacağına kendileri karar verirmiş. Kendisi çekilecekmiş üniversiten ne kadar güzel. Sen ve senin gibi bilimin ırzına geçen zihniyet bu üniversiteden gitse ne kadar güzel olur.

Allah Baykal’ı CHP’nin başından ayırmasın

Allah Baykal’ı CHP’nin başından ayırmasın
Bu gün Baykal ı dinlerken bu duayı tekrar ettim hatta tekrar tekrar dua ettim” Allah Baykal ı CHP nin başından ayırmasın “ Eminim Bu duayı kendisine parti muhaliflerin bile yapmamıştır, yapmazlarda. Nasılda öfkeleniyor. Nerdeyse kriz geçirecek. Amam inanmayın Aslında çok rahat bir adam. Sadece konuşmuş olmak için konuşuyor. Biraz sonra rahatlar. CHP nin genel hastalığı bu zaten. Çoğunluk bir şey isterse bunun tersini yapmayı çok severler. Bunu kendilerine politik meslek edinmişlerdir.
Haberleri izlerken zihniyetlerin nasıl bir paradoks yaşadıklarını ortaya koyduğu yasaklama sebebine kendilerinin bile inanamadıkları nasılda belli oluyor. Bu azınlık psikolojisi. Baştan beri yapılan yanlış politikalarının doğru bir karar almasını hatta doğru düşünmelerini beklemiyoruz. CHP nin kuruluşunda var olan yasakçı zihniyetin tabii bir tezahürüdür bu .
Tekrar dua ediyorum. Allah Baykalı CHP nin başından ayırmasın …Amiin

27 Ocak 2008 Pazar

Yazıklar olsun sizin gibi aydınlara (!’!)


Nihat Genç denilen zavallıdan bahsediyorum.
Yazıklar olsun sizin gibi aydınlara (!’!)
--
Aslında bu tipleri ekrana çıkarmak gibi bir sorumluluğu bir TV kanalı nasıl göze alıyor anlamadım. Bir millete, ya da milletin bir kesimine, bir partiye oy verdikleri için hakaret edecek kadar sorumsuz, ne dediğini bilmeyen, ne aradığını bilmeyen kendi kişiliğini bulamamış, kendi kimliğini tespit edememiş zavallılar. Kendi değerleri olmadığı için okuduğu kitapların kafasını karıştırması sonucu ortaya çıkan bir kimlik ve kişilik bunalımı. Aynı zamanda kendilerini gündeme taşımak gibi birde hastalık eklerseniz nasıl bir ruh hali ile karşı karşıya kaldığımız ortaya çıkıyor. Bir ara Fazıl Say kendini gündeme taşımak için yoğurtlamıştı. Amacına da ulaştı. Günlerce herkes kendi işine geldiği gibi bu malzemeyi kullandı. Bunlar aslında malzeme. Daha doğrusu kendilerine böyle bir rol biçiyorlar herhalde.
Şimdide Nihat genç denilen bir zavallı. “Zavallı” diyorum çünkü bana “ Hödük “ diyerek hakaret eden kişiye ancak zavallı diyerek karşılık verebiliyorum. Aslında ne aradığını bilmiyor zavallı. Zihin alemi o kadar karışık ki, temel bir yapılanma yok. Ne fikir ne zikir. Bol kitap okuduğu anlaşılıyor. Bilgilenmesi fena değil. Ama bu okuduklarını, topladığı bu bilgileri tasnif edecek, düzenleyerek dürüstçe ortaya koyarak çözüm üreteecek mekanizmadan yoksul olduğu için söyledikleri ipe sapa gelmiyor.
Bu hakaretinden öğrendiğim şey onun bir "zavallı" malzeme olduğunu anlamak oldu. Bunun gibileri gördükçe Aziz Nesin’e saygı duyuyorum. O en azından ne istediğin biliyordu.

Türk milleti, devleti ile bir bütündür. CHP bunun dışında





Türk milleti, devleti ile bir bütündür. CHP ise bunun dışında
-----
Eğer bu kavramı bu söylemi doğru anlamamız gerekirse, kamusal alanın bu millete ait olması gerekir. Laik ideolojiyi dayatarak Müslüman Türk milletinin dinine saldırmak akıl karı değildir. Bu ancak olsa olsa ihanetle ifade edilir.
“ milli” ifadesi bünyesinde din başta olmak üzere dil birliğini de esas alır.Birini diğerinden ayıramaz, yok sayamazsınız. Din mana birliğidir dil ise kavram birliğidir. Laik ideoloji bu her iki değeri elli seneden beri yok etmek için çırpınmaktadır. Laikliğin arkasına saklanarak bir yandan dinimize sövülüyor bir taraftan dilimiz Arap saçına döndürülüyor. Dolayısı ile kavram kargaşası sistematik bir biçimde Milleti bölmeye değerler üzerinde hem fikir olmamaya ve dolayısı ile safları ayırmaya kadar götürüyor.
Gerçek bölücü CHP dir. Yıllardan beri devlet politikası haline gelen söylemleri ve tavırları ile bu millete gün yüzü göstermemiştir. Seksen öncesi de CHP Komünist ideolojiyi bünyesinde beslemiş ve büyüterek Türk milletinin başına bela etmişti.
Bu millete yıllarca “ halk” “ halkçılık” “ halklar” gibi bölücü söylemler CHP literatürüne aittir. Daha ağzından “ Türk Milleti “ ifadesi çıkmamıştır. Özellikle “ millilik “ kavramı CHP ye çok yabancıdır. Bunlar demokrasi derler ama bahsini ettikleri demokrasi herkes “ halk partili” olursa geçerlidir. Başka partili olmak başka fikirde olmak onlar için devletin yıkılmasıdır. Türk milletinin tamamıda başka partiye gitse Baykal yalnız kalsa yine bağırır” Devleti yıkıyorlar” Oysa demez ki köhnemiş zihniyet yeniden yapılandırılıyor ve Milletin ufku açılıyor.
Birde böyle düşün sayın Baykal. Bir şey kaybetmezsin

Ergenekon dan anlamadığım

Ergenekon dan anlamadığım
Haberleri dikkatle izlerken aklıma gelenleri ifade edemeden duramıyorum.
Mevcut koşullar içinde memleketin tehlikede olduğunu görenler olabilir. Siyasilerin bu işi yapamadıklarını düşünenler çıkabilir. Hatta devlet kademelerindeki çalışanların gaflet ve ihanet içinde olduklarını iddia ederek vatanı kurtarmak derdine düşenler olabilir. Bu durum mevcut konjonktür el yapı içerisinde meşru da görülebilir.
Buraya kadar anladım ve anlarım!
Ancak bu kişilerin patrikhane ile birlikte anılmalarını anlamak mümkün değildir. Kiminle, kime karşı veriliyor bu mücadele ? Burasını anlayamadım doğrusu!

Hukuk üretmek kolay..


Hukuk üretmek kolay..
AKP neye le suçlanıyor.. Daha doğrusu suçlama değil CHP’nin ve diğer muhaliflerin iddiaları nedir?
“AKP türbanı kullanıyor”
O zaman sizde birlikte bu yasağı kaldırın o zaman kullanamaz olur
Sonra dersiniz ki AKP bununla, kalmaz Şeriat getirir.
AKP ne diyor. Yeni düzenlenen Anayasa da kılık kıyafet dayatmasını kaldıralım diyor.
Anayasaya “Şeriat “ koyalım demiyor herhalde
CHP özellikle “ türban” a karşı olduğunu söylüyor. “Türban bir siyasi simge imiş. “ Siyasi simgeler ne için hazırlanır? Bir örgüt, bir parti. Bir kurum veya kuruluşu temsil etmek için hazırlanır. Bu simge altında toplu hareket ederler. Mesela başı açık kadınlara karşı bir tavır koyarlar. Sistemi yıkmak için bu siyasi simge ile ilgili bir takım kurallar ortaya koyarak bunun mücadelesini verirler.
Şimdi böyle bir örgüt var mı ? Bu kızlar örgütlü bir şekilde başı açık kadınlara baskı mı yapıyorlar? Halkı sisteme karşı kışkırtıyorlar mı? Silahlı eylemi mi yaptılar?
Yaptıkları tek şey kendi inanç özgürlüklerini elde etmek için , bunu da devletin yasalar ile düzenlemesi için yürüyüş yaptılar, belki dernekler kurdular.
Aslında bazı tv kanalları” Baş örtüsü meselesi Milleti ikiye böldü” şeklinde ifade kullanıyorlar. Bu kasıtlı değilse cahilce bir ifade. İkiye bölünme yok. Eğer bunu anlamak isterseniz çok basit. Referanduma gideceksiniz. Bakalım bu halk ikiye mi bölündü? yoksa çok küçük marjinal bir azınlık mı baş örtüsüne karşı çıkıyor anlaşılır.
Eski Savcı Kanadoğlu yine çıktı kendi zihniyetinin dayatmasını hukuk normları ile ifade etmeye çalışıyor. Bunu yaparken de kin ve öfkesi yüzünden okunuyor.
Hukuk üretmek kolay. Bunu Ebu Cehilde yapar. Saddam da yaptı Fidel Kastro da.. Ama bir milletin ahlaki değerlerini, inançlarını esas alarak bir anayasa hazırlamak ancak bu milletin mensubu olduğunuz zaman mümkündür.
Kendinizi nereye koyuyorsanız koyun artık…

26 Ocak 2008 Cumartesi

İyi Düşün Sayın Baykal




İyi Düşün Sayın Baykal
CHP lideri Baykal, aslında bir gerçeği dile getirirken bir taraftan da halen daha özlemini duyduğu milli şef dönemlerinin nostaljisini yaşıyor.
Ne dedi Baykal ; ” Cumhuriyet kurulurken Laiklik halka sorulmadı” Haklısın sayın Baykal, o günün şartlarını kurcalamaya kalkarsan şunları da eklemeden geçme; O günlerde yapılanların hiç biri Türk milletine sorulmadı. "Millet "bu sayın Baykal “ Halk’ “ değil . Türk milletini kendi malınızmış gibi Halk partisinin “ halkı” olarak gördüğünüz yetmedi mi? Türk milleti o günlerde uzaydan yeni gelmişti. Birileri bu milletin çok cahil olduğuna karar verdi. Ve önce bir devlet kurdu. Sonra Türk milletini “ gel ben bir devlet kurdum benim tebaam ol” dedi. Değil mi?; Çatal kaşık tutmasına kadar Avrupa dan öğrendik. Adalet,kanun, hukuk bilmezdik Avrupa dan öğrendik.

Oysa bizim bildiğimiz devleti Millet kurar. Tarihten bu yana kurultaylar bunun için vardır. Millet kendi değerlerini kurduğu bir takım müessese ile koruma altına alır. Hukuk, eğitim ve sair kültür ve diğer kurumları ile. Sonra gönüllü asker olarak bu değerlerini bekler. Bu yolda ölümü şahadet kabul eder, şan ve şeref duyar.
Şimdi, Yargıtay parlamentodan üstün mü ? Parlamento bu milletin meclisidir. Buradaki vekiller millet adına orada yasama yaparlar. Diğer kurumlarda bunu uygular. Bürokrasi milletin vekili değildir. Milletin emrindedir. Millet vekaletini Türkiye Büyük Millet meclisine vermiştir.
Son zamanlarda başbakanın parmak basması ile başörtüsü konusu tekrar alevlendi. Daha doğrusu alevlendirildi. Birisi veya birleri mal bulmuş mağribi gibi yine saldırdı İslami değerlere, O kadar tartışıldı ki bu konu kime ne diyeceğimizi bilemez olduk. Sanırım bu memlekette Allahın emrine rağmen firavunluk taslayanlar hep bu vesile ile kendilerini ortaya koyuyorlar.
Ak parti hükümetinin devrim niteliğindeki çıkışları son beş seneden beri bizimde gözümüzü açtı. Artık isimlerinin önünde unvanları ile çıkıp bizi kandıramayacaklar. Benim gibi cahil bir insan bile artık ne söylediklerinize ne de sizin bilim adamlarınıza güvenimiz kalmadı. Bu güveni Ak parti değil, sizler yok ettiniz.
Benim anladığım şudur. Bu memlekette baş örtüsünü istemeyenler Müslüman Türk milletinin düşmanlarıdır.
Devlet tehlikeye düşüyor, Laiklik elden gidiyor hikaye. Bu devleti ve bu vatanın gerçek sevenleri, ve tek sahibi ise Müslüman Türk milletidir. Diğer azınlıklar vatandaşlık haklarını doğru düzgün kullandıkları sürece onlara ne dün bir zarar geldi ne de bu gün bir zarar gelir.