Allah Resulü" Bir ülkede Hakimler ve hekimler bozulursa o ülke bozulur" buyurmuşlardır
İnsanlar yaşadıkları yeri kendilerine benzetirler, bunlar otoriteyi ellerine geçiren insanlar olursada yaşadıkları ülkeyi kendilerine benzetirler.
Burada “ benzetme” ruhi bir haldir. Ve nasıl o bir ruhi hale sahip olduğumuza bakınız ki: Kendi öz kızımızın bile kot pantolonları ile mini etek ile “ kem” gözlere peşkeş çekebiliyoruz... iş yerlerimizin tabelalarında “ yabancı” isimlerle temsil ediyoruz...
Kız – erkek karma eğitim sistemine önceden tepki gösterdiğimiz halde sonraları kuzu kuzu rıza gösterdik. Kız olsun erkek olsun, kendi çocuğumuzu kendi ellerimizle batının emellerine peşkeş çektik...
Yani kısaca, batı gibi bakmaya, batı gibi “ görmeye”, batı gibi yemeye , batı gibi içmeye, batı gibi düşünmeye başladık...
Bunun sebebi ise ruh biliminden uzak kalmamızdan kaynaklanmaktadır. Çünkü ülkede, isimlerin önlerine bir takım unvanlar koyarak batı psikolojik formasyonlarını Türkçe ye çevirerek “ gos gos” edenlerin, ne psikoloji ilmi ile uzaktan yakından alakaları var, ne de bu milletin ruhi yapısı hakkında en küçük bir bilgi sahibidirler...
Çünkü onlara göre, insan evrensel bir yaratıktır, eğitiminde evrensel olması gerekmektedir...
“ Evrensellikteki tek ölçü ise bu zevata göre” batı veya yahudidir...
Eğitimin ( terbiye) evrensel metodu olmaz, öğretim ise (talim) evrensel olabilir...
İlmi – hal – ( psikoloji veya ruh bilimi) evvela, şu cümlenin altını çizelim ve başta ülkemizde yaşayan din alimlerinin dikkatini çekelim...
Ülkemizde bir tane bile ilmi hal kitabı yoktur.
İlmi hal veya şimdiki yazım şekli ile hal ilmi...
Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Kasım 2007 Cumartesi
Eğitim 2
İnsanlar yaşadıkalrı yere benzemezler, İnsanlar yaşadıkları yeri kendilerine benzetirler
Maddecilerin ( materyalist) gözle görmedikleri hiçbir şeye inanmama teorileri, yazık ki, İslam memleketlerinde de rağbet görmüş, buna bağlı olarak da son yüzyıl içerisinde ortaya çıkan nesil, ipe – sapa gelmez bir kavram kargaşasına düşürülerek ucu görünmez bir boşluğa itilmiştir!!!
Bir nesil düşününki, neye inanacağını, nasıl inanacağını bilmeden el yordamı ile önüne sürülen_ Marksist fikirleri, Darwinizm ve Froud-izm gibi ferdi hezeyanlar ve ütopik teorilerine sarılmış, ancak “ ocak başı kültürü” dediğimiz aile kültürü ile dışardan ithal olunan bu sapık fikirlerin arasında bocalamaya başlamıştır... Netice olarak da manzara – alkolün – fuhuşun – ucuz yaşamanın – neme lazımcılığın vurdum duymazlığın, yolsuzluğun, sorumsuzluğun, hırsızlığın, velhasıl, İslami bir maya verilen ruhları ile, eğitim, öğretim yolu ile verilen gayri islami ( aynı zamanda nefse hoş gelen) sorumsuz bir hayat anlayışının içine itilmişlerdir...
NİTEKİM: Çocuk eğitimi, ruhi haller ( ilmi hal) veya ( psikoloji) ve sosyal yapılanmayı “ evrensel” diyerek, batının ne kadar sapık anlayışları varsa ülkemize doldurulmuş, ayrıca milletler arası mücadelelerinde bu şekilde seyri değişmiştir...
Yani dün, bir Fransız askerinin Müslüman kadının başındaki örtüyü “ burası artık Fransız memleketidir, Fransız memleketinde ise baş örtüsü ile gezilmez” diyerek, kadınımızın başındaki ayet-i kerimeye el atması üzerine Kahramanmaraş ta geceli gündüzlü süren yirmi iki gün savaş olmuştu...
Ancak çok değil bir kaç on yıl sonra, uğruna oluk oluk kan akıttığımız kutsi değerlerimizi ayaklar altına aldık...
Neden mi? ?
İşte bu can alıcı sorunun cevabını, yukarda ki “ evrensel” kafaların nasıl oluştuğu? Sorusunun cevabında bulmaya çalışacağız...
İnsanlar yaşadıkları yeri kendilerine benzetirler!...
Maddecilerin ( materyalist) gözle görmedikleri hiçbir şeye inanmama teorileri, yazık ki, İslam memleketlerinde de rağbet görmüş, buna bağlı olarak da son yüzyıl içerisinde ortaya çıkan nesil, ipe – sapa gelmez bir kavram kargaşasına düşürülerek ucu görünmez bir boşluğa itilmiştir!!!
Bir nesil düşününki, neye inanacağını, nasıl inanacağını bilmeden el yordamı ile önüne sürülen_ Marksist fikirleri, Darwinizm ve Froud-izm gibi ferdi hezeyanlar ve ütopik teorilerine sarılmış, ancak “ ocak başı kültürü” dediğimiz aile kültürü ile dışardan ithal olunan bu sapık fikirlerin arasında bocalamaya başlamıştır... Netice olarak da manzara – alkolün – fuhuşun – ucuz yaşamanın – neme lazımcılığın vurdum duymazlığın, yolsuzluğun, sorumsuzluğun, hırsızlığın, velhasıl, İslami bir maya verilen ruhları ile, eğitim, öğretim yolu ile verilen gayri islami ( aynı zamanda nefse hoş gelen) sorumsuz bir hayat anlayışının içine itilmişlerdir...
NİTEKİM: Çocuk eğitimi, ruhi haller ( ilmi hal) veya ( psikoloji) ve sosyal yapılanmayı “ evrensel” diyerek, batının ne kadar sapık anlayışları varsa ülkemize doldurulmuş, ayrıca milletler arası mücadelelerinde bu şekilde seyri değişmiştir...
Yani dün, bir Fransız askerinin Müslüman kadının başındaki örtüyü “ burası artık Fransız memleketidir, Fransız memleketinde ise baş örtüsü ile gezilmez” diyerek, kadınımızın başındaki ayet-i kerimeye el atması üzerine Kahramanmaraş ta geceli gündüzlü süren yirmi iki gün savaş olmuştu...
Ancak çok değil bir kaç on yıl sonra, uğruna oluk oluk kan akıttığımız kutsi değerlerimizi ayaklar altına aldık...
Neden mi? ?
İşte bu can alıcı sorunun cevabını, yukarda ki “ evrensel” kafaların nasıl oluştuğu? Sorusunun cevabında bulmaya çalışacağız...
İnsanlar yaşadıkları yeri kendilerine benzetirler!...
Eğitim sistemi - 1
Davranış ilminin en önemli meselesi ruh halinin ruhi yapılanmanın seyrini ve oluşumunu bilmektir...
“Ruh akılla anlaşılmaz” düsturu çerçevesinde hadiselere baktığımız zaman: Allah’ın Kuran-da “Siz Ondan çok az şey bileceksiniz!” hükmünün “Çok az” ifadesindeki “Az” lığın; “Bilmek” fiilinde ifade etmeye çalıştığımız sadece hal-hareket-tavır eda kısaca: insanın dışa akseden RUHİ hallerinin tezahürüdür...
Ayrıca burada “Çok azın niceliğini ve niteliğini tesbit etmemiz mümkün olmadığından: İnsan bedenine yüklenen ve can ile sarmaş dolaş olarak “İnsan”ı ortaya çıkaran bu “ enerjinin” şeklini, yapısını, dokusunu, kokusunu “ bilmek” değil, belki burada “ yaratılış gayesini” günümüz idraklerine sunarken daha farklı bir bakış açısını kazandırmak, başka pencereler açmak, yüzyıllardır “ saplanıp” kalınan bazı İslami terimler – İslam hukukundaki bazı sosyal yaptırımları ( Dar-ül Harp – İlmi-hal,vs.) gibi, gündemini tespit – tahlil etme gayesini gütmektedir...
Ayrıca varmak istediğimiz en önemli nokta, yüzyıldan fazla bir zamandır kaybettiğimiz eğitim ve öğretim – talim ve terbiye metodumuzu yeniden kazanmaya, günümüz şartlarına uyarlamaya çalışmaktır.
Öte yandan, “ evrensel ilim” diyerek evvela bize yutturulan, sonrada “ ıkınmaya” bırakıldığımız ruh bilimi ( Psikoloji) çocuk eğitimi ( Pedagoji) ve sosyal yapılanmayı konu eden ( sosyoloji)'nin, “ Evrensel” olup olmadığını veya “ evrensellik” derecesini ortaya koymaya çalışacağız...
Kısaca – kendini bilmek – kendinden olmak –
İnsan olarak meselemizin öncelikle bu olduğu düşüncesindeyim...
“Ruh akılla anlaşılmaz” düsturu çerçevesinde hadiselere baktığımız zaman: Allah’ın Kuran-da “Siz Ondan çok az şey bileceksiniz!” hükmünün “Çok az” ifadesindeki “Az” lığın; “Bilmek” fiilinde ifade etmeye çalıştığımız sadece hal-hareket-tavır eda kısaca: insanın dışa akseden RUHİ hallerinin tezahürüdür...
Ayrıca burada “Çok azın niceliğini ve niteliğini tesbit etmemiz mümkün olmadığından: İnsan bedenine yüklenen ve can ile sarmaş dolaş olarak “İnsan”ı ortaya çıkaran bu “ enerjinin” şeklini, yapısını, dokusunu, kokusunu “ bilmek” değil, belki burada “ yaratılış gayesini” günümüz idraklerine sunarken daha farklı bir bakış açısını kazandırmak, başka pencereler açmak, yüzyıllardır “ saplanıp” kalınan bazı İslami terimler – İslam hukukundaki bazı sosyal yaptırımları ( Dar-ül Harp – İlmi-hal,vs.) gibi, gündemini tespit – tahlil etme gayesini gütmektedir...
Ayrıca varmak istediğimiz en önemli nokta, yüzyıldan fazla bir zamandır kaybettiğimiz eğitim ve öğretim – talim ve terbiye metodumuzu yeniden kazanmaya, günümüz şartlarına uyarlamaya çalışmaktır.
Öte yandan, “ evrensel ilim” diyerek evvela bize yutturulan, sonrada “ ıkınmaya” bırakıldığımız ruh bilimi ( Psikoloji) çocuk eğitimi ( Pedagoji) ve sosyal yapılanmayı konu eden ( sosyoloji)'nin, “ Evrensel” olup olmadığını veya “ evrensellik” derecesini ortaya koymaya çalışacağız...
Kısaca – kendini bilmek – kendinden olmak –
İnsan olarak meselemizin öncelikle bu olduğu düşüncesindeyim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
