düşünceler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düşünceler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2008 Çarşamba



Fetullah Gülen Yüzyılın Hoca Ahmet YESEVİ sidir
Fethullah GÜLEN hoca efendi Yesevi ocağının çağdaş versiyonudur.

Anadolu’yu Müslüman Türk milletine vatan olarak seçen Hoca Ahmet Yesevi , eğittiği müritlerini o zamanki adı ile (Diyar-ı Rum) olarak bilinen Anadolu’nun muhtelif yerlerine gönderdi. Mana aleminden atılan ökseyiler düştükler yerde daha sönmeden gönül gözleri bulundu ve orada tekrar yakıldı. Her biri bir mektep, her biri bir ocak ve her biri kökü derinlere atılan bir Çınar ağacı oldu yüzyıllara uzanan. Böylece Ulu ceddimiz İlayı kelimetullah uğruna çıktığı yolda bu açılan çığırdan yürüdü. Türk İslam ordularının yolları aydınlandı. Kimi yerde han oldu ordular dinlendi. Kimi yerde manevi hamam oldu manen temizlendi ve yenilendi. İşte aşk ve vecd
ile açılan bu çığırda Anadolu Türk İslam medeniyeti ile tanışma şerefine erdi. O zamana kadar tekfurların ve papazların adeta kölesi gibi karanlık bir dönem yaşayan Anadolu halkı İslam’ın şerefli yansımasını Alperenlerde gördüler ve daha İslam doğrudan tebliğ edilmeden onu dört gözle beklemeye başladılar. Ahlakı adaleti, insanca yaşamayı edebi ve erkanı öğrendiler.
Onlar, Anadolu halkının rengine diline dinine mezhebine meşrebine bakmadan sadece insan olarak değer verdiler.” Yaratılanı yaradan dan ötürü” sevdiler. Allah resulünün muazzam hayatını Anadolu insanına yansıtmaya çalıştılar tüm samimiyetleri ve fedakarlıkları ile. Bunu başardılar da.
Bu mana hamurunda yıllarca yoğrulduktan sonra Ertuğrul Gazi Kayı boyunun başında bu hamurun en saf mayası olarak yine Asya dan bu kaynaktan beslenerek geldi. Böylece batıda , orada yaşayan ve papazlarla krallar arasında kadının sınıfı bile olmayan bir yaratık, erkeklerinin ise köle mesabesinde görüldüğü karanlık bir çağ yaşayan Avrupa ya medeniyet götürecek motor gücünü hazırlamaya başladılar. Bu motor gücü Osmanlı devleti idi. Başlarında Allah ve resulüne olan muhabbeti ve sevgisini kuran ı kerim var diye sabaha kadar ayakta durmak sureti ile gösteren Ertuğrul Gazi gibi bir Veli alperen vardı.
Artık bu günden sonrasını tarihler kaydediyor…
Her şey gibi devletlerde eskir, yıpranır ve yıkılır. Millet kendisine yeniden organize ederek tekrar tarih sahnesindeki yerini alır. Bu bazen uzun zaman alır. Çalkantılar oluşur, iktidarlar kendilerini ifade edemezler. Bu sebeple muhalefet oluşur ve Millet tarihi misyonunu üstlenmekte gecikebilir. İşte böyle bir dönemde bu misyonu omuzlayacak kadar geniş bir yürek sahibi, her türlü tehlikesine karşı tevekkül gösterebilen sabırlı, kelimenin tam anlamı ile teslim olmuş, bilginin ötesine geçmiş, Fizik ve metafizik alemin kurallarını kavramış, hazmetmiş ve bunun stratejisini hazırlayacak kadar keskin bir zeka ya sahip bir Yesevi! daha çıkmıştır.
Fetullah Gülen
Müslüman Türk’ün tarihi görevini omuzlayan bu çağdaş Yesevi, her türlü saldırılara rağmen, kendisine yapılan zulümleri sineye çekerek, sabırla, bilimle, ilimle ve büyük bir tevekkül ile dünyanın dört bir yanına ökseyi sini atmıştır. Bu ökseyi nin arkasından giden Yesevi dergahının gönüllü erleri, bu mana aleminden atılan ökseyi leri gönül gözü ile bulmuşlar ve orada medeniyetin meşalesini teslim almışlardır.
Şimdi tıpkı bin küsur sene önce olduğu gibi dünyanın dört bir yanında Türk İslam medeniyetinin temelleri atılmaya başlamıştır.
Son üç yüz yıldan beri Osmanlının bıraktığı medeniyet tozlu raflardan indirilmiş ve pırıl pırıl bir gelecek için hayata geçirilmektedir.
Artık bundan sonra bize düşen görev bu çocukların işlerini kolaylaştırmak için elimizden geleni yapmak ve bu dergaha gönüllü erler yetiştirmektir vesselam.


12 Kasım 2007 Pazartesi

Mezarlık



Mezarlık
Mezarlık, dün ile bu günü nabzında toplayıcı sessizlik değil sadece.
Ve sessizlik bu mekânda atan hayatın nabzı da değil sadece.
Belki de sessizlik; mezar taşında abideleşen bir zaman,
Ve bu zaman, vuslata erişilecek bir an!
Ve O an,” Ol” hükmü ile başlayıp “ Ma “ eki ile biten, zamansızlık ve mekansızlık.
Ya da “ var “ ile “ yok” arasında zihni egzersiz yapan zan!
Ve hayatı zannettiği gibi yaşayan insan..

अक्सी, halde















Çağdaşlık adına batı kültürünü
Sanat adına köhnemiş Yunan kültürünü
Medeniyet adına Romanın çok tanrılı (!) dönemini,
İslam diyerek de Bedevi kültürünü dayatmaya kalmak :
Türkün İslam la yoğrulmuş Milli ahlakına , Milli görüşüne ,
Milli anlayışa ve kısaca Millilik! kavramına ters düşmektedir.

Mezarlık

Mezarlık;
“ Ölmeden ölünüz” ölçüsü ile hayata bakan için, sadece dünya ile ahret berzahında “ yok” luk ile, “ var” lığının dans ettiği bir mekan değildir .
Mezarlık belki de bunun hepsi .
Belki mezarlık;
”Can”ın “ canana” “ can “ bağışladığı bir vuslat, Yada, bir “An”lık visalin, kesiksiz huzura dönüşeceği bir mekandır.

Başöertülü kızlara लैक çağrı

Laik çağrı
Okuyun! Okuyun da; Önce şu başınızdaki çağ dışı kıyafetleri çıkartın. Şöyle kalçalarınıza uygun birer kot pantolon giyin.
Eğer kalçalarınızı beğenmiyorsanız,önce bir kot pantolonu beğenin, alın;
Kalçalarınızı ona uydurun.
Değil mi ya?
Demokraside çare tükenmez.
Tükenen tek çare sizin baş örtülü okula girmenize.
Buna çare yok işte!

Laik sistem için en büyük tehlike !
Bu kızlar başlarını örterlerse!
Sistem yıkılır. İlkeler inkılaplar alt üst olur.
YÖK feshedilir, Rektörler açığa alınır, tüm ilim adamlarının diplomaları iptal olur,
On şiddetinde bir deprem ile bütün orta doğu sokağa dökülür. Memleket mahvolur.
Allah korusun.

11 Kasım 2007 Pazar

Medine savunması ile ilgili yorum










İttihat Ve Terakki hükümetinin imzaladığı
mütareke hükümleri tanınamazdı!
TANINMAMALIYDI!!!
Hiç bir Türk subayı
hükümetlerin yanlışlığına boyun eğmez.
EĞMEMELİDİR…
Devletlerin ve Milletlerin teminatları
Ordularının sırtındadır….
SIRTINDA OLMALIDIR…
AKSİ HALDE VATAN SEVGİSİNİN
Ve GÖNÜLLÜ ASKERLİĞİN NE ANLAMI KALIRDI Kİ?!
Mehmet ALPEREN