düşünce galerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düşünce galerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Aralık 2007 Çarşamba

Fitne


“ FİTNE UYKUDADIR UYANDIRANA LANET OLASUN”

İĞRENİYORUM, Haberleri sonuna kadar okumak işkenceden beter hale geldi. Hele özellikle şu İslam düşmanlarının, türban veya baş örtüsünü bahane ederek çıkarttıkları gazları sinirlerime dokunuyor. Eh artık işkence hafifi kalıyor bunun yanında . Çünkü içine öfke de katılınca değme yarama
Özellikle Hürriyet yazarlarının sancılarını okurken fitnenin kaynağını nerelerden pompalandığını biliyorum ve daha da iğreniyorum.
Yıllardan beri bunun bir Kuran hükmü ve Allahın Müslüman hanımlara emri olduğunu söylemeyen kalmadı. Ama bunlar halen daha kendi irinlerini kusuyor, devşirme zihniyetlerini ortaya koymadan edemiyorlar .
Osmanlının da ipini çeken, batılı müttefiklerden daha fazla ülkeye ve Türk milletine zarar veren, Arap isyanlarının arkasında olan yine bu devşirmeler ve Yahudilerdir.
“ Arapların Türk askerinin karnını yararak altın aradığı şeklinde propaganda ile Arap asıllı olan Yahudilerin yaptıklarını Umumi olarak tüm Araplara mal edenlerde bunlardır. Bu vesile ile, yıllardan beri Müslüman Araplarla aramızı nifak tohumları ekerek parçalanmamızda önemli rol oynamışlardır. Diğer taraftan Enver paşa düşmanlığı, İslami kavramlarını ve bizi biz yapan temel değerlerin yozlaştırılmasında da hep baş rolü oynayan bu devşirmelerdir.
Bizi kimse dışardan yıkamaz. Ama içimizdeki bu yılanlar olduğu sürece ne pkk biter ne de istikrar sağlanabilir.,.
Cumhuriyetin, üniter yapının ve istikrarın tek düşmanı bunlardır .

İhanet avcıları

İhanet Avcıları

Yaklaşık bir aydan beri ihanet avcılarını izliyorum. Profesyonel bir çalışma. Dikkatle ve uzmanca hazırlanmış. Özellikle Program yöneticisi olan Joseph Erdem , kendisinde hayran bırakacak kadar sakin ve soğukkanlı. Hatta sinir edecek kadar sakin.
Ancak buna rağmen zevkle izlediğimi söyleyemem. Programın tüm kalitesine rağmen olayın muhtevası, konusu, iğrençliği, acı tarafı ile bende zevk bırakmıyor. Bu resimlerde insanımızın ailelerimizin kadınımızın erkeğimizin ne hale getirildiğini görüyor ve bunu sebeplerini düşünüyorum.
Çoğu boşanma ile sonuçlanan yılların evlilikleri… Yıllarca aynı yastığa baş koyan insanların birbirlerine davranışları. Sarf ettikleri sözler. Özellikle bir kadının erkeği karşısındaki durumu…
Önce bu programı neyi hedefliyor.? Bir şeyleri düzeltmeyi mi? Yoksa insanlık tarihi kadar eski olan zina olayına çözüm üretmeyi mi? Yoksa insanların özel hayatlarına karışarak reyting artırmayı mı ?
Peşin yargılı değilim. Reyting amaçlı olduğunu söyleyemem. Yayın saati buna uygun düşmüyor.
Program insanların özellerine de girmiyor. Çünkü programın amacına uygun olarak kendisine müracaat eden bir tarafın talebi üzerine harekete geçiyorlar. Programın formatı bu.
Bu sebeple program yapımcılarını tebrik etmek gerekiyor.
O zaman çözüm üretebilecek mi? Böylesine hassas ve önemli bir konunun değişik kültürlerde değişik seviyelerde insanların “ aldanma ve aldatma” gibi hassas bir meselede gündeme getirilmesi ile nasıl bir çözüm üretilecek. Şundan korkarak aldatma azalabilir mi?
Arkamızda “ İhanet avcıları olabilir” o zaman biz karımızı ya da kocamızı aldatmayalım” şeklinde bir düşünce gelişebilir mi?. Yani başka bir ifade ile program caydırıcı olabilir mi?
Bunun mümkün olacağını sanmam.
Ancak bu programın sosyologlar ve psikologlar için ciddi bir doküman olabileceğini düşünüyorum
Evvela hastalığa doğru teşhis konması gerektiğini düşünüyorum. Eğer bunu bir hastalık olarak telakki edersek bunu doğru teşhisini koymamız gerekecek.
Devam edeceğiz

11 Kasım 2007 Pazar

edep




“ Edepli bir kişi, eğer “edebi “ esas alarak bir insanla birlikte olmuşsa,
daha “ edepli “ bir insan görünce de, “edepsizlik “ ederek yoldaşını terk etmez.

başörtüsü हल्लेदिलिरसे

Birde şu baş örtü meselesini halletseler.
Eh! Memleket tam olarak düzlüğe çıkar işte.
Ekonomi düzelir. Kalkınma eksi birlerden, artı yüzde onlara çıkar.
Gelir dağılımı dengelenir.
İlmi makale sayısı artar.
Uluslar arası sahalarda söz sahibi olurlar.
Siyaset seviye kazanır.
Medeniyet zirvede terennüm eder.
Devalüasyon inişe geçer.
Bürokrasi ivme kazanır.
Batı selama durur.
Amerika orta doğuya işgalden vazgeçer
Irak’ ta Felluce de, Filistin de Katliam durur
Ölüm alıp satan terör, çiçek pazarlamaya başlar.
Fahişelik ucuzlar, o zaman kimse bu işi yapmaz olur.
Yeter ki, kızların başındaki örtü açılsın”

10 Kasım 2007 Cumartesi


Asalet ve haysiyet, bir milletin erdemleridir. İnançları ve tüm değerlerini ancak bu erdemlere sahip olduğu sürece koruyabilir.
Asalet milletin tarihi seyri, haysiyeti ise kültür değerlerinin tümünü kapsayıcı erdemleridir.
Hem milliyetçilik hem de batı tandaslı Laik dayatmacılık haysiyeti ayaklar altına almaktır.
Asaletli hiç değildir. Kendi milletini zulüm eden bir devlet olamaz. Böyle bir devletin şakşakçısı olabilir. Yetmiş milyonda bir kaç milyon insan çıkabilir. Türkiye gibi bir y erde de bu zaten normaldir. Ama ezici çoğunluğun taleplerini azınlığın zihniyetine tercih ettiğiniz zaman ilerde olabilecekleri ne silahlı kuvvetler ne de başka bir dış güç durdurabilir.
Olması gereken,
Hukuk ile ahlak çatışmaya girerse öncelik ahlakın yanı olmalıdır.
Kanunları Firavunda çıkarır, Fidel kastro da. Hukuku, Şeytan da üretir Ebu Cehilde. Eğer çatışmada hukuka öncelik tanırsanız, hukuk meşruiyetini yitirir ve teorik olarak adaletinden ve haysiyetinden mahrum bırakılır.
O zamanda adalet tevzi etmez, zulüm ve işkence yapmaya başlar.