28 Nisan 2008 Pazartesi

Mehmet Alperen


Hakkımda

Son olarak değerli kardeşim Ali Kemal Nacaroğlu’nun blogerinde hakkımda yazılan yanlışı okuyunca artık kısa bir açıklama yapma gereği hasıl oldu
Sayın Nacaroğlu da diğerleri gibi, herhalde işittiklerinden hafızasında kalanlardan aklına gelenleri yazmış. Ankara da yayınlanan “Kahramanmaraşlı şairler, yazarlar ve düşünürler” konulu çok çaplı bir çalışma yapan arkadaşımızda hakkımda yazdıkları kulaktan dolma ve yetersiz bilgiler.
Üstelik bir çoğu da çok eski bilgiler
Bunun için kim benimle ilgili bir şey yazacaksa temasa geçmemizde fayda olduğu kanaatindeyim.. Zaten yeterince kirli bir geçmişimiz var. Birde bilgi kirliliği arasında kalıp bunalmayalım

Baykal da n seçmeler


Baykal Kurultay sonrası kendisini beğenmeyenleri partiden göndermiş
Ne bekliyorsunuz ki Allah göstermesin iktidar olursa kendine oy vermeyenleri de memleketten gönderir
Özü sözü bir CHP liler
Baykal öyle diyor
Haklı da
Çünkü CHP nini özü de sözü de aynı
Neden mi ?
Baksanıza kuruluşundan bu yana fitne üretmekten ideolojik takılmaktan başka ne yaptı?

25 Nisan 2008 Cuma

Anayasa mahkemesinin duvarı


“Haklar ve özgürlükler insanlığın onuru ve erdemidir”
Bu cümle Anayasa mahkemesinin salonun arkasında yazan cümle .
Peki başı zorla açılan,, okuma hakları engellenen okula alınmayan kızların onurunu neden korumuyor bu anayasa mahkemesi.

23 Nisan 2008 Çarşamba

Baykal Takiyye Yapıyor


Yalan söylüyorsun Baykal kebapçıda sen takiyye yapıyordun

23 Nisan da Cumhurbaşkanının davetini gitmeyen ve bir kebapçıda muhtarlarla döner yiyen baykal diyor ki;
“Burada takiyye yok samimiyet var “
Halktan bu kadar kopuk olan sen, üç muhtarla yemek yemekle halkçımı oldun yani… Asıl takiyeye yi sen yapıyorsun. Sende devlet adamlığına ait eb küçük bir zihni alan yok. İdeolojin hırsınla kol kola girmişler gözlerini kör etmişler. Sen bir kere davete gitmemekle en büyük ayıbı yaptın. Ama ayıp kavramı sende yok değilmi?Bu milletin gözüne baka baka sen ve senin gibiler yıllarca yalan söylediniz.

22 Nisan 2008 Salı

Neden ısrarla Taksim


Neden ısrarla Taksim.
Hükümet bir mayısı işçi bayramı olarak ilan etti. Ancak tatil yok. Buna rağmen işçiler o gün tatil yapacaklar. Üstelik hükümet taksim meydanını her türlü yürüyüşe ve gösteriye kapattığı halde işçi sendikalar özellikle Taksim de ısrar ediyorlar. Ve fırsatı ganimet bilen CHP de destek veriyor. Zaten CHP nin kuruluşundan bu yana ülkeye bir çivi çakmak yerine ideolojik sancılarla yatıp bu sancılarla kalkmıştır. Hep bir irtica tehlikesi hep bir HALK! tehlikesi. Bu korkuları da gün be gün başlarına gelir tabii
Peki ama neden Taksim?
Bu meydanın gerçek ismi Hürriyet meydanı.Bu meydan azınlıkların Osmanlıdan kurtuluşlarının sevinci ile bu adı aşmıştır. İstiklal caddesi de aynı kutlamanın sonucudur.
Sendika başkanlarının zihniyeti belli. Özelikle sol kanattan gelen bu başkanlar ve yöneticiler ısrarla taksimi isterlerken iktidar üzerinde güç göstermek derdindeler. Aksi halde işçilerin böyle bir talepleri ve ısrarları olacağını h,ç sanmam. Bu tamamen ideolojik bir tavırdır...

Laikler ülkeye ihanet ediyor


Laikler ihanete çanak tutuyor

.

21 Nisan 2008 Pazartesi

Senaryo ; Havvanın öteki yüzü

HAVVANIN ÖTEKİ YÜZÜ
ÖYKÜ

Annesinin ölümünden sonra Kahramanmaraş tan İstanbul’a, babasının yanına giden İslamcı genç bir kız Hatice ( 19 )
Kızının başını kapalı görünce kabullenemeyen bir Fakülte de dekanı ve laik bir adam olan baba Tahsin ( 55 )
Dekanın peşinde olan ve hayatını inandığı ideoloji uğruna feda eden sosyalist bir gazeteci Bekir ( 45 )
Kıza sahip olmak için peşine düşen sapık bir genç Tolga ( 20 )
Her yerde kızı koruyan Meçhul yaşlı bir adam Arif Dede ( 70 )
Evden kaçan Hatice’yi bağrına basan Üniversite öğrencisi Meral (27)
Hatice ye görür görmez aşık olan Üniversite öğrencisi Mustafa ( 23 )
Hayat kadını Havva ( 45 )
Sosyalist Bekir in ev arkadaşı, Necati ( 30 )
İslamcı bir genç tarafından dini duyguları kullanılarak aldatılan ve fuhşa itilen Üniversite öğrencisi Selma (22 )
Rüyalarında kızını yalnız bırakmayan Anne Kezban ( 45)
Küçüklüğünden beri Hatice yi seven teyze oğlu Faruk ( 26 )

Bu öyküde ;
Kadında zarafet, erkekte asaleti Bekir ile Hatice’nin soylu aşkında izlerken, İdeolojilerin arka planda kaldığı, karakterlerin ön plana çıktığı nı göreceğiz. Din adına kandırılan genç bir kızın acılarına ortak olurken hayat kadını olmasına rağmen soylu davranışlarını Havva ile yaşayacağız.

Aykırı aşklar, karakter çatışmaları, göz yaşları, kin, öfke, baba sevgisi evlat sevgisi ve metafizik olayların müdahalesi ile yaşanan olaylar zinciri..
Kısa Öykü
Hatice babasının baskılarına dayanamayarak bir ramazanın günü evden kaçar.
Tahsin kızının kaçması üzerine perişan olur. Aramaya başlar. Ancak kariyerine zarar gelir korkusu ile bunu kendi imkanları ile yapmaya çalışır. En yakın arkadaşı Profesör Vedat tan yardım ister.
Gazeteci Bekir, Tahsin ile aralarında eski bir hesaplaşma vardır. Sürekli aleyhinde yazmaktadır
Bekir in Havva maaşını onunla paylaşmaktadır. Bu kadın aslında Hatice nin annesinin sınıf arkadaşıdır.
Evden kaçan Hatice ye Meral ve arkadaşları sahip çıkarlar. Meral Tahsin beyin öğrencisidir. Tahsin Merali okuldan atmaya çalışmaktadır.
Üniversite önünde ki bir eylemde Mustafa Meral in yanında Hatice yi görür ve aşık olur. Halime Hatice yi kıskanır
Eyüp Sultanda Hatice ile Bekir tanışır. Bekir çok etkilenir. Hatice Bekir in babası aleyhine yazdıklarını bilmektedir. Hatice de Bekir den etkilenir
Hatice babasını uzaktan görmek için eve gider. Yolda Tolga sarkıntılık eder. Bekir Hatice yi korur.
Mustafa, Hatice yi Bekir den kıskanır.
Bu arada Meral ve arkadaşları bir panel düzenlerler. Hatice burada konuşmacı olacaktır.
Kahramanmaraş ta olan Faruk Hatice’nin hasretine dayanamaz İstanbul a gelir.
Hatice panelde konuşur. Olay çıkar. Mustafa ve arkadaşları kavga çıkarır. Bekir, Tahsin e atılan bıçağın önüne geçer yaralanır. Arif dede Hatice yi oradan kurtarır. Tahsin kalp krizi geçirir.
Arif dede, Hatice için sürpriz biridir. Bağlısı olduğu tarikatın manevi alanda kendini koruyan bir kişidir.
Hatice babasının evine döner. Ancak polisler Hatice yi ifade için alırlar. Bir ay tutuklu kalır.
Tahsin Bekir in kızından uzak durmasını ister.
Bekir Havanın yanına gider. Havada öldürülür
Bekir atice den kaçmaya başlar.
Hatice üzülür hasta olur. Tahsin istifasını verir fakülteden ayrılır. Hatice cezaevinde Burcu ile tanışır. Burcu Bekir in hayranıdır.
Tahsin Bekir ile görüşür. Bekir kabul etmez.
Tahsin Hatice ile birlikte Kahramanmaraş a döner. Bekir hasta olur . Necati evlenir Bekir den ayrılır. Bekir yıkılır, yalnız kalır.
Bunun üzerine Bekir Arif dedeyi arar. Ancak hiç beklemediği bir sürprizle karşılaşır.
Böyle bir kişi hiç yaşamamıştır.