19 Kasım 2010 Cuma

Ve tanrı intihar etti hakkında DUYURU



Değerli okuyucu, Merakla beklediğiniz” Ve tANRI İNTİHAR ETTİ” isimli eser yayına hazır hale geldi. Ancak mali durumumdan dolayı az sayıda bastıracağım ve sadece adrese göndereceğim. Bu sebeple kitabı okumak isteyen şimdiden açık adreslerini bildirsinler.Kitap Türkiye den istendiğinde kargo bizden 20 TL karşılığın...da olacaktır. Almanya ve Avrupa ülkelerinde ise 10 EU olarak size mal olacaktır.
DEĞERLİ OKUYUCUM;
Bu kitap sizin günlük hayatınızda her an karşılaşacağınız metafizik tehlikeleri içerir. Metafizik âlemle ilgili buradaki yorumları hiç bir yerde ne okudunuz, ne de işittiniz. Burada yaşanan olayların hepsi gerçek. Hatta burada adı geçen kişilerin isimleri bile gerçek isimler. Sadece bazıları istemedikleri için yerlerine başka isimler kullanıldı.
Bu sebeple, iddia ediyorum ki, böyle bir roman okumadınız.
Ve yine diyorum ki;
HAYATI VE HADİSELERİ, EŞYAYI VE MEKANI BU ŞEKİLDE YORUMLAMADINIZ.
İsteyen arkadaşlarım, ister bu siteden, ister faceden adreslerini bana mesaj yolu ile göndersinler . Kendilerine vereceğim banka hesap numarasına ücreti yatrdıklarından üç gün sonra, eğer türkiyeden isteniyorsa bir hafta içinde ellerinde olacaktır...

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Türk İslam davacılarına çağrı


Sevgili Arkadaşlarım ( 1)
İslam dünyası muazzam ordulara karşı direnişin mümkün olduğu inancına yüz yıl öncesinden sahiptirler. Ama zaman içinde ve sürekli süper güç propagandaları ile bizlerin gözlerini korkuttular. Ancak son zamanlarda Amerikan’ın Vietnam da, gerekse Sovyetlerin Afganistan da yediği darbe ile İslam alemindeki bu psikolojik kırılma yerini mücadele azmine bırakmaya başladı. General Aidi di yi ele geçirmek için Somali de yaptıkları askeri harekat ve arkasından hezimete uğramaları da bunun tuz biberi oldu. Son olarak Irak ta ki direniş örgütleri ve bunları başarıları Amerika nın geldiği noktayı göstermesi bakımından önemli bir sonuçtur.
Yani güçlü ordularla savaşmanın ancak asimetrik savaşla mümkün olduğunu anlamış olmak gerek. Bu sebeple Türk ülkücüleri olarak İslam dünyası lideri anlayışı ile başta Türk dünyası olmak üzere diğer İslam ülkelerinde direniş gurupları oluşturmak gerekir. Ve her direniş gurubu kendi coğrafi yapısı içerisinde mücadele etmesi ve bizim onlarla ayrı ayrı strateji belirlememiz gerekir. Burada eğittiğimiz askerlerin dünyanın her köşesine göre eğitmemiz ve buna göre strateji uygulamamız gerekiyor. BU durum Türk ordusu tarafından emir komuta zincirini ele geçirmek ve dünya ya yeniden bir düzen sağlamak gerekir.

Bu davayı Ülkü edinen arkadaşlarım; (2)
Peki bu üsrece nasıl girildi? 11 Eylül 2000 de Amerika da havalanan iki yolcu uçağının dünya ticaret merkezine doğru rota değiştirerek çarpmasından sonra mı başladı? Yoksa 1979 yılında İran da başlayan Ayetullah Humeyni nin Şahı tarihe gömmesi ile mi bu sürece girildi?
Hangi şekilde olursa olsun İslam coğrafyasında emperyalizme karşı başlatılan mücadele sürecinin 11 Eylülde ABD yi merkezinde vurması ile daha geniş bir alana yayıldığını gösteriyordu. Başta ABD olmak üzere Fransa İngiltere Rusya ve diğer AB ülkeleri yıllarca kan kusturdukları, fitne ve fesatla kanını emdikleri Ortadoğu ülkelerinden şamarı yemeye başlamışlardı. Artık mesele sadece siyasi sınırlar içerisinde kalmamış İslam dünyasında global bir direniş başlatılmıştı. Savaşın adresi belli değildi yani. Cephelerin stratejik planları yapılamıyordu. Cepheyi kendileri açmıyorlardı. Nerden vurulacakları, nasıl vurulacaklarını kendileri de tahmin edemiyorlardı. Londra’nın göbeğinde metrolar bombalanırken, Madrid de havaya uçurulan bir tren istasyonu başka bir cephenin açıldığını gösteriyordu ondan önce.




Müslüman Türk çocuğu; (3)
İslam alemine lider olmak kolay değildir. Bunun fikri oluşmadan, alt kadrolar yetişmeden, ekonomik planlar hazırlanmadan, siyasi ve kültürel hesapları yapılmadan bu mümkün olmaz. Bu sebeple önce fikri anlamda alt yapısını hazırlamak gerek. Ben kendi ülkücü dünya görüşümü burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkücü olarak nizamı alem davasına aday bir fikir hareketiyiz. Bu sebeple hem tarihi seyri iyi bilmemiz gerek, hem de anlamsız Arap düşmanlığı yapmak gibi yanlışa düşmemiz gerek. LİDER OLMAK BÜYÜK TURAN İSLAM DEVLETİ KURMAYA ADAY OLMAK bunu gerektir. İslam dünyası üzerinde lider olacaksak evvela İslam siyasetini de bilmek gerek.


Sevgili kardeşlerim ( 4)
Türk milleti olarak İslam aleminin lider sıfatı ile kurtuluşun, İslam tarihinin yeniden başlaması. İslam dinin yeniden ihya olması ile mümkün olacağı düşüncesi ile bakacağız olaylara. Çünkü İslam tarihi tek alanda yani misal verelim ekonomik alanda ortaya çıkmayacaktır. Tüm bir dünya görüşü olarak çıkacak ve kendi hayat alanını oluşturacaktır. Ve dünyaya yayılacaktır. O zaman batı devletleri sadece bu güçle uğraşmayacak aynı zamanda kendi bünyesindeki Müslümanlar la da muhatap olacaktır. İşte o zaman bizlere dayatılan azınlık hakları iddiaları kendilerinin de başında demoklesin kılıcı gibi duracaktır. Onlarda bunu önlemenin tedbirini üretemeyeceklerdir.
Sevgili gönüldaşlarım. (5)
İslam’ın farklı bir hayat kavrayışının olması kendine ait hayat alanını da gerekli kılar. Eşyaya ve mekâna kendi ölçülerini getirir ve kendi tarzını vaaz eder. Hayat alanını kendi oluşturur hadiseleri kendi üretir.Yani Amerikalı gibi Avrupalı gibi değil Müslüman Türk olarak düşünür ve buna göre hayatını tanzim eder. Tabii ki buda globalleşen dünyada bu gün kendilerini rahat hisseden Batılının alanının daralması ve hatta çok küçülmesi demektir.

Müslüman Türk genci ; (6 )
İslam dünyasının batı karşısında direnebileceğinin kabul edilmesi ile başlayan bir sürece girdik. Bu yeni süreçte, başka bir kültür ikliminin de olmadığını görüyorsunuz. Bunun global bir mücadele alanı olduğunu da kabul etmek gerek. Dünyaya hakim olan bu iki kadim kültürün mücadelesi olacak bu. Unutmayınız ki İslam karşısında küfür tek millettir.

Kardeşlerim , Avrupanın göbeğinde müslüman Türkü temsil eden asaletli bir nesil olarak dimdik durmak borcundasınız. Bu hem tarihimize olan borcumuz hemde temsil ettiğimiz milletimize olan borcumuzdur.


Müslüman Türk ; ( 7)
Bozguncuların en fazla yararlanmaya çalıştığı Şia inanışın Sünni inanışla çatışmasıdır. Böyle bir zehaba kapılmalarıdır. Bu doğru değildir. Bu göz ardı edilecek kadar küçük ve ehemmiyetsiz bir farklılıktır. Kaldı ki Şia ve sünni mezhebinin otoriteleri de böyle bir farklılığı öne sürerek mezhep taassubu ile hareket etmekten kaçınmaktadırlar. İslam da ki bu farklılıklar birleşmeyi engellemez. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Bütün mesele İslam hukukunun kuralları üzerinde birleşmek ve bunun uygulanabilirliliği üzerinde hem fikir olmaktır. Ve o zaman görülecektir ki dünyanın her yerinde bulunan Müslüman halklar buna riayet edeceklerdir. Osmanlı bunu başarı ile yaptı.

Türk milleti! ABD Başkanı Bilmem kaçıncı Bush vakti ile doğru söyledi . Başlattığı bir haçlı seferidir. Ama bu sefer onların son seferleri olacaktır. ABD dış işleri bakanının Lübnan dan yaptığı açıklama ve yeniden düzenlenen orta doğu haritası. Her şeyi ortaya koymuyor mu?. Artık miadı dolan bir beşeri güç vardır ellerinde. Bu zamana kadar döktükleri masum insanların kanlarında boğulacaklardır. Ancak gözleri kör olduğu için bunu görmüyorlar. Yeni dünya düzeni Ülkücü düşünce v e fikirle kurulacaktır.


Müslüman Türk! ( 8)
İslam alemi birbirleri ile iktisadi ve siyasi birlik veya iş birliği sağlayamamış görünüyor. Birbirlerine karşı düşmanca hisler ve hatta savaşlara kadar varan olumsuz münasebetler sergilediği de görünen bir gerçek. Bu durumda, parçalamış coğrafya görüntüsü verdiği de doğrudur. Buna rağmen batı karşısında dini ve kültürel açıdan bir blok olarak görünmeye devam etmektedir. Kendi içimizde böyle görünmüyor olabiliriz. Ama batıdan baktığınız zaman bu net olarak görülmektedir. Zaten Amerika’nın tüm İslam coğrafyası üzerine gelmesi de bunu böyle gördüğünün en önemli göstergesidir.”



Ey Müslüman Türk gençliği; (9 )
İki yüz yıldan beri münevver zannettiğimiz ve başımıza getirdiğiniz kişiler tek adres olarak batıyı gösterdiler. Gelişmenin ve medeniyetin merkezi olarak batıyı işaret ettiler. Bu sebeple onlar karşısında bir tavır geliştirmedik. Bir duruş sergilemedik. Allah Resulünün bizlere bıraktığı emaneti namaz kılmaktan oruç tutmaktan ibaret bir din olarak gördük ve İslam dinini hayat alanınızdan kaldırdık. Bir baş örtüsüne dahi tahammül edemeyen sistemlere sarıldık.
Bazı yerlerde ise “İslam sosyalizmi” diyerek çılgınca fikirlere kapılanlarda oldu. Ama gördünüz ki Allah’ın dinine sıkıca sarılmak ve onu hayatınızın her safhasında yaşamak mecburiyetindeyiz. Çünkü biz onlardan olmadan asla onlarla dost olamayız.
Bazılarımız ise Bir zamanlar Halifeye ve onun ordusuna ayaklandık. Yer altı zenginliklerinizi İngilizlerle ve Amerikalılarla yedirdik. Ve halen daha onlarla dost geçiniyor birbirinize düşmanlık ediyoruz.”


Bu davaya gönül verenler; ( 10 )
Batının diğer kanadını temsil eden Amerika’ nın , kör gözle ve şizofreni hastalığının çabaları ile Dünyanın bir tarafına saldırması, batının diğer tarafı olan ve bizlerin Avrupa Birliği diyerek kapısında pineklediğimiz kanadının ise çenesi düşük kadınlar gibi konuşmaktan başka bir şey yapmadıklarını görmek, neler olduğunu anlamak açısından bizlerin basiretlerini açmayacak mı ? İsrail için gösterilen çabalardan küfrün tek Millet olduğunu halen anlamayacak mıyız ? Bizler halen daha Kürt,Türk diyerek, Arap- Acem diyerek birbirlerimize kin kusuyor diş biliyoruz. Allah’ın Resulü bize vaaz etmedi mi. “Arap’ın Arap olmayanlardan üstünlüğü yoktur.” demedi mi? Siz halen daha ırklarınızla övünüyor ve cahilliye dönemine geri dönüyoruz? Kimsenin kendi milletinin inkar etmesinin anlamı yoktur. Ancak diğer Müslüman kavimlere karşı ırk üstünlüğü iddiasında bulunmak İslam’ın vahdet ruhunu zedeler ve İSLAM ALEMİNE LİDER OLMAK MÜMKÜN OLMAZ.
Amerika’nın daha önceki yaptığı gibi mazlum milletlere Jandarmalık vazifesi hissini ne zaman üzerimizden atıp Siyonistlerin orta doğuda yolunu açmak , için bu dev gücü kullanıldığını anlayacağız?”
Kendi elleri ile yaptıkları ve dünyaya yutturdukları Birleşmiş Milletler teşkilatının fonksiyonları yine kendi elleri ile çöpe atmadılar mı? Daha bunu ne zaman anlayacağız ve idrak edeceğiz?”

“Ey Türk Milleti ;(11)
Dünyanın batıdan etkilenmesinin hızlandığı son dönemlerde geri kalmış ülkelerin gelişmeye değil öncelikle ahlaksızlaşmaya başladığını görülmektedir. Batıdan transfer edilen her teknoloji aygıtı beraberinde ahlaksızlığı da getirmiş ve ahlaksızlığı tetiklemiştir. Batının hayat tarzını kabullenmenin gelişmeyi de garantileyeceği şeklindeki yanlış anlayış ne yazık ki Osmanlı aydınlarından bu güne kadar gelen aydınlar hastalığını oluşturmuştur. Her ne kadar da mütedeyyin kesim buna tepki gösterse de, karma eğitim den tutunda, kadınlarınızın sokağa dökülmeleri ve kadın hakları adı altında kadınlarınızı erkeklerinize karşı kışkırtılmasına kadar hemen her alanda sistem eli ile zorlanmıştır ve hastalık aydınlar aracılığı ile devlet hastalığı haline gelerek bu gün dahi baş örtüsü bahanesi ile Allah ın ayetleri tartışılır hale gelmiştir.”

Arkadaşlar; (12)
Unutmayınız ki batının modernleşme süreci, ahlaksızlaşma süreci ile aynıdır.İçinde bulunduğunuz şu hale bakın ve Allah’tan korkun.
Kaldı ki batının bu gün yaşadığı ahlak zemini ahlaksızlığın ahlakıdır. Ve ahlaksızlığın en uç noktasında bulunmaktadırlar.
Ahlaksızlık ile düşünce hürriyetini birbirine karıştıran batı felsefecileri ve düşünce adamları yanılmışlardır.
Düşünce hürriyetinde ki sınırsızlık, kendince bir ahlak anlayışını da gerçekleştirmekten imtina etmemiş ve hatta ahlaksızlık sınırı düşünce hürriyetinin sınırını ciddi anlamda aşarak buna da kendince kılıf uydurmuştur.
Bunun en açık ve net şeklini cinsel hürriyet anlayışı ile ortaya attıkları alanda görüyoruz. Fuhşu ilk okul çağına kadar indirmiş ve ne yazık ki bazı Müslüman topluluklarda da bu anlayış kabul görerek Allah’ın şiddetle ret ettiği fuhuş hayata hakim olmaya başlamıştır. Entegre hale getirilmiştir.
Ülküdaşlarım ; (13)
Serbest düşüncenin, hayatı serbest yaşamayı gerektireceği doğru bir yaklaşımdır. Bu anlamda seküler bakış da tutarsızlık yoktur.
Türk milleti ve Ey iman edenler!
Ancak! bu anlayışın batıda Hıristiyanlıkla yaptığı yoğun mücadele her ikisi arasında bir kan davası doğmasına sebep olmuş ve dine dair her ne varsa yok etme hedefini amaç eden bir materyalist anlayış hakim olmuştur.
Seküler bakış açısının ve hayat alanının genişlemesi ile dinin hayattan mümkün olduğunca çekilmesi en azından bir ahlaki boşluğun oluşmasını sağlamıştır.
İşte İslam aleminin yara aldığı en önemli nokta budur. Unutmayın ki, ceddimiz İslamiyet le Viyana kapılarına gittiler. Ama oradan Sakarya ya bizi sözde Müslümanlar geri getirdiler.”
Değerli arkadaşlar
Münevverlerinizin aldandığı noktada buradadır. Materyalist anlayışın bir takım ahlaki değerleri üreteceği düşüncesinde yanılmışlardır. Allah korkusu ve Peygamber sevgisinin kalmadığı bir toplumda seküler anlayış ve kapitalist zihinlerde ahlak ferdi bir dürtüden öte anlam taşımaz ve ahlaksızlık tüm müesseselere hakim olurken herkes “ ahlaklı “ olduğunu savunur.

Müslüman Türk genci; (14 )Batı felsefecilerinin İslam aleminde de kabul gören sapık görüşleri ve bunların ders kitaplarına dahi girdirilerek yeni ve taze beyinlere yerleştirilmeleri neticesinde yaratılış hikmeti ve manevi iklimler unutulmuş maddeci bir zihniyet ve kapitalist bir anlayış doğmuştur. Hür düşünce talebi tüm manevi değerleri yerle bir etmiştir. Oysa hür düşünce yoktur. Düşüncenin kaynağı ya rahmanidir ya da Şeytanidir. Bunların hür düşünce dedikleri ise Şeytanidir.İşte tarihin her diliminde insan oğlu bu hale geldiğinde kendilerine yeni tanrılar edinme ihtiyacı ve gafleti içinde olmuşlardır.”



Bu zamana kadar Türk - İslam aleminin bir taraftan Sovyetler bir taraftan da Batı karşısında ki halini ve umumi olarak insanlığın geldiği noktayı iyi tespit etmemiz gerekmektedir. Hür düşünce ve serbest akıl talebi aynı zamanda hayatın pratiğine dönük taleplerin de kaynağıdır. Ama hür düşünce talebinin aşırı baskısı hayatın nasıl yaşanacağına dair manevi kaynakları yerle bir etmiştir. GÖNDEREN SONCİHANGİR


“ Allah tan korkması gerektiği gibi korkanlar! Seküler anlayışın temelini oluşturan materyalist düşünce, hayatın nasıl yaşanacağına dair sorunun cevabında insanları hür düşünce macerasında götürebildiği yere kadar serbest bırakmıştır “

Onları en fazla korkutan Türk milletidir.Gördünüz en küçük bir kıpırdamamızda nasılda telaşlandılar. Yıllarca bir taraftan İngilizlerin çalışmaları, bir taraftan Osmanlı içindeki Yahudileri ve masonları kullanarak sonra da Kürt - Türk diyerek parçaladılar. Bundan sonra Türk olgusu da onlar için tehdit olmaktan çıktı. en azından onlar öyle sanmışlardı Bizi bir arada tutan İslam anlayışını bozdular. Cemaatlere böldüler. Global anlayışı yerleştirdikçe Radikal cemaat sayısı hem aza indi hem de zayıfladı. Oysa bir milleti ayakta tutmak, değerlerini yaşatmak radikal tavırlarla mümkündür. Ama bizi milli birliğimizden dini değerlerimizden ve karakteristik özelliklerimizden uzaklaştırarak yozlaştırdılar.

19 Şubat 2010 Cuma

13 Şubat 2010 Cumartesi

Avrupa telefonum

Türkiyeden beni eski telefonumlaarayanlara cevap veremiyorum. Bundan sonra beni arayacakalrın bu numaradan aramalarını rica ederim...004915204612496 Nolu

23 Ocak 2010 Cumartesi

hainler ordunun için yuvalanmışlar



Hayata ve hadiselere farklı bakmak gerektiği düşündüm hep. Medyanı dayattığı kendine devlet süsü vermeye çalışan vatan haini generallerin direttiği gibi değil. Herkesin tıkış tıkış olarak baktıkları pencereyi bırakıp kendimize has özel bir pencereden bakmak gerek diye düşünüyorum. Hem bu vesile ile kendimizin de ne olduğunu veya ne olmadığını anlama fırsatı doğar. Herkes aynı yerden bakıyor veya bakmaya zorlanıyor ise burada laf kargaşası kavram kargaşası kaçınılmaz olur.
Zaten eşyanın tabiatı gereği herkes bulunduğu yerden bakar ve farklı görür. Olması gereken de budur. Ama biz yıllarca koyun gibi önümüzde gösterilen yeşil alanlara başımızı kaldırmadan yürüdük durduk.
Eğitimde temel amaç bazı değerlerin milli kıstas olmasıdır. Yani bir milletin bireyleri ahlak dendiği zaman bireysel ahlak anlayışı değil, milli ahlak anlayışı esas olmadır. O zaman önce bulunduğumuz yeri inceleyelim ne dersiniz? Yani bir adam bu milletin ordusu içerisinde general rütbesine gelir ama camii bombalayacak kadar bu milletin değerlerine düşman olur mu? Bu millete irticacı diyerek birinci derecede tehdit olarak görür mü? BU millet irticacı ise kime karşı tehdit oluşturuyor. YA da siz bu milletin içinden çıkmadınız mı? Bu şerefli Türk milleti bin küsur seneden beri çağlar atlayan, dünya ya medeniyeti tanıtan ve adalet tevzi eden bir millet değil mi?
Ne yani siz benim evladımı askere alacaksınız, sonra onun eline verdiğiniz silahlı bana mı kullandıracaksınız?
Bu sorunu cevabını verin geri zekalılar. Evet siz her türlü hakareti hak ediyorsunuz. Siz vatan hainisiniz. Ama artık bitti o günler. Eğer bu ordu parlamentoya müdahale etsin veya sokaklara insin siz o zaman görün bakalım neler olacağını. “ Şu kadar adamı toplayacaklar ve acımayacaklarmış” Size kim acıyacak? Siz nereye kaçacaksınız.
Evet araya girmem gereken bir konu daha var;
Bu ihtilalcı düşünce taşıyanların polisin elindeki ağır silahlardan neden rahatsız olduklarını sanıyorsunuz? Gerekçeleri ilginç. “ Yetki tek elde olmalıymış ağır silahları kontrol altından tutmaları gerekiyormuş. “ Siz mi ağır silahları kontrol altında tutacaksınız? Polise neden güvenmiyorsunuz* Korkuyor musunuz polisten. Öyle ya suçlu adam korkar. Ben şahsen güveniyorum polise. Polisin güçlü olması hem iç asayiş için gerekli hem de böyle vatan hainlerinin yakalanması için gerekli. Ama bu ordunun kurmay heyetine ne canımı ne malımı ne namusumu ne de vatanımı güvenmiyorum artık. Bunlar Türk ordusunun mensubu olamaz. .
Şu halde bakın. Milletin kahır ekseriyetinin karşısında ona düşmanlık eden ve düşmanca komplolar hazırlayan küçük bir azınlık. Adamın sırtında general rütbesi var. Hasbelkader general olmuş bunlar. Belki de normal hayatta önüne on eşek katsanız dokuzunu kaybeder sadece bindiği eşek getiri bunarlı eve. Ama adam general. Uzaktan bakarsanız gururla duruyor. Ama niyetleri nedir ne değildir belirsiz. Nasıl güveneceğim ben evladımı bunlara? O noktaya gelinceye kadar yemedikleri halt kalmamış. Kaldı ki gerçek bir dış tahdit olsa bu hainler herkesten evvel kaçarlar. BU adamların saygıya değecek en küçük bir işe yarar tarafları yok. Bu memlekete değil kendi ideolojilerine hizmet etmişler. Kendi inançlarının ise bu milletin ruh kökü ile alakası yok.
Bunlar Müslüman değil, bu kesin. Ancak bunlar Türk’te değil.
Bu ülkede; Laiklik ve cumhuriyet tehlikede diyerek Hukuk adına hukukun ırzına geçenler Siyaset adına siyasetin içine edenler var değil mi? Diğer taraftan herkes vatansever. Ancak vatan sevgisi diyerek memleketi iç savaşa çekenler yok mu?
Laik Cumhuriyet diyerek, sanki bu ikili ayılmaz parçaymış gibi Laik despotluk kurmaya çalışanlar yok mu? Laik devlet yapısında olabilir. Ancak laik devlet bireyler in inanç özgürlüğüne müdahale etmez. Tam tersi bireylerin diğer kişinin inancına müdahale edeni engeller ve kişi hak ve özgürlüklerini korur. Ama Laiklik bu ülkede bir din gibi algılanmış ve Müslüman’ın inancına saldırmaya başlamıştır. Bunu inkar etmek mümkün mü? Dedim ya, herkes kendi zaviyesinden bakar olaylara. Böyle olması da tabiidir. Ben bu ülkede Müslüman Türk kimliği adı altında Yahudilerin ve azınlıkların hâkimiyet sağladıklarını düşüyorum. Bu kişilerin iş dünyasında siyaset dünyasında ordu içinde dış işlerinde ve ciddi bürokraside yıllardan beri ülke insanına kan kusturmak için ellerinden geleni yaptıklarına inanıyorum. Ülkenin hem ekonomisini batırmışlar hem kaos üreterek kardeş kardeşe kırdırmışlardır.
Bu silahlı kuvvetler en kısa zamanda hizaya getirilmeli. Yeni çeri ocağından da beter hale gelmişler. İdam cezası tekrar uygulamaya alınmalı ve Talat aydemir gibi bu milletin ordusu içinde bu millete komplo düzenleyenler idam suçu ile yargılanmalı.
Rus ordusunda modernleşmeye karşı çıkan muhalefet yok. Generaller ile itirazlarını sessizce dile getiriyorlar. Ama bu işi Türkiye de yapın görelim. Ne elde laiklik kalır ne de Cumhuriyet.Hepsi tehlikeye girer. CHP lideri koltuğunun altına aldığı gibi dosyalarlarla anayasa mahkemesinin kapısını çalar. Öyle ya tel tutacakları dal kaldı o da ihtilalcıların çıkarttığı anayasaya sarılmak. Anayasa mahkemesi ise ayrı bir ihanet yuvası. Ülkenin kaderi sanki 11 kişinin elinde. Milelt adına karar veriyormuş.Sevsinler. O zaman gelin millete bakalım bu millet baş örtüsü konusunda birkaç sapığın verdiği karara mı uyacak.
Demokrasi diyerek insan haklarını çiğneyenler. Şu hale bakın. Camiiler bombalanacak, kendi uçaklarımız düşürülecek. Öfkelenen halk kurşunlanacak. Kim veriyor nu yetkiyi size hainler. Alkış tutacak medya hazır. Ama unutulan isimlerde var. Veya gizli tutulan diyelim. Ancak en fazla dikkatimi çeken isimler Yaşar Nuri Öztürk, ve, Zekeriya Beyaz oldu.
Ne güzel bu ikilinin olduğu yerden hayır gelmez. Sanırım Balyoz bu sebeple taşa çarptı.
-------